Sol Bar 🎉 Online Test Çözme Sitemiz Yayında! Yakında tüm sınıflar için testler eklenecektir. Sağ Bar

Paragraf

Soru Sayısı: 21 soru
Süre: 20 dakika
Sınıf: 9. Sınıf - Türk Dili ve Edebiyatı

Karalama Tahtası Mevcut!

Test sırasında matematik işlemleri ve çizimler için karalama tahtasını kullanabilirsiniz. Zamanın yanındaki kalem ikonuna tıklayın.

Soru 1
Sözlü kültür geleneği, bir toplumun değerlerini, bilgisini, tarihini ve edebi ürünlerini yazıya geçirmeden, konuşarak, anlatarak veya dinleyerek kuşaktan kuşağa aktarma biçimidir. Destanlar, masallar, efsaneler, atasözleri ve bilmeceler gibi birçok edebi tür, başlangıçta bu geleneğin bir parçası olarak ortaya çıkmıştır. Sözlü kültür, toplumsal hafızayı canlı tutar, ortak bir kimlik oluşumuna katkıda bulunur ve topluluğun üyeleri arasında güçlü bir bağ kurar. Ancak yazıya geçirilmediğinde, zamanla değişme veya kaybolma riski taşır. Bu paragraftan sözlü kültürle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine kesinlikle ulaşılabilir?
A
Sadece ilkel toplumlarda görülür.
B
Yazıya geçirildikten sonra tüm özelliklerini kaybeder.
C
Kaybolma riski taşımayan tek aktarım yoludur.
D
Edebi türlerin nesilden nesile aktarılmasında önemli bir rol oynar.
E
Modern toplumlarda tamamen yok olmuştur.
Soru 2
Deneme, yazarın herhangi bir konuda kesin hükümlere varmadan, kişisel düşüncelerini, görüşlerini ve deneyimlerini özgürce dile getirdiği bir yazı türüdür. Bu türde samimi bir üslup benimsenir ve okurla sohbet havası içinde bir iletişim kurulur. Deneme, bilimsel bir makale gibi kanıtlama amacı taşımaz; aksine, okuru düşünmeye sevk eden, farklı bakış açıları sunan bir niteliğe sahiptir. Montaigne'in öncülük ettiği bu tür, Türk edebiyatında da önemli temsilciler bulmuştur. Parçaya göre deneme ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A
Genellikle ağır ve resmi bir dil kullanır.
B
Sadece belirli, uzmanlık gerektiren konuları ele alır.
C
Bilimsel verilerle kanıtlama amacı taşır.
D
Yazarın öznel bakış açısını sohbet üslubuyla yansıtır.
E
Kesin yargılar içererek okuyucuya bilgi aktarır.
Soru 3
Biyografi (yaşam öyküsü), tanınmış bir kişinin hayatını, faaliyetlerini, eserlerini ve şahsiyetini nesnel bir yaklaşımla ele alıp anlatan yazı türüdür. Tarihi belgelere, mektuplara, günlük ve anılara dayanarak oluşturulan biyografiler, hem edebi hem de bilimsel bir değer taşır. Bu türde yazar, ele aldığı kişinin yaşamını kronolojik bir sıra takip ederek sunar ve onun başarılarını, zorluklarını, düşüncelerini tarafsız bir şekilde aktarmayı hedefler. Biyografiler, okuyucuya ilham verme ve geçmişin önemli şahsiyetlerini tanıma fırsatı sunar. Bu parçaya göre bir biyografi yazarının en temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?
A
Tanınmış bir kişinin yaşamını nesnel ve tarafsız bir şekilde aktarmak.
B
Sadece kişinin başarılarını ön plana çıkarmak.
C
Kişinin hayatını kendi yorumlarıyla zenginleştirmek.
D
Tarihi belgeleri olduğu gibi yayımlamak.
E
Yazının edebi yönünü ön plana çıkarmak.
Soru 4
Edebi eleştiri, bir sanat eserini (roman, şiir, tiyatro vb.) derinlemesine inceleyerek onun değerini, yapısını, içeriğini ve okuyucu üzerindeki etkisini değerlendiren bir disiplindir. Eleştirmen, eserin güçlü ve zayıf yönlerini ortaya koyarken, aynı zamanda eserin yazıldığı dönemin koşullarıyla da ilişkilendirir. İyi bir edebi eleştiri, sadece eseri yargılamakla kalmaz, aynı zamanda okuyucuya eseri farklı açılardan anlama ve yorumlama imkanı sunar. Bu sayede edebiyatın daha geniş kitlelere ulaşması ve daha derinlemesine anlaşılması sağlanır. Bu parçaya göre edebi eleştirinin temel fonksiyonu aşağıdakilerden hangisidir?
A
Yazarın kişisel görüşlerini olduğu gibi aktarmak.
B
Eserin yapısını, içeriğini ve etkisini derinlemesine değerlendirerek okuyucuya yeni perspektifler sunmak.
C
Sadece eserin eksiklerini bulmak.
D
Sadece popüler eserleri incelemek.
E
Eseri yazıldığı dönemden bağımsız değerlendirmek.
Soru 5
Edebiyat, bireyin iç dünyasına ayna tutarak onun duygusal ve zihinsel süreçlerini anlamasına yardımcı olan, aynı zamanda toplumsal yaşamın karmaşıklığını farklı perspektiflerden ele alarak okuyucunun dünyaya bakışını genişleten bir sanattır. Bir romanın karakterleriyle empati kurmak, bir şiirin metaforlarında kendi ruhunu bulmak ya da bir denemenin felsefi sorgulamalarına katılmak, okuyucunun kendini ve çevresini daha derinlemesine idrak etmesini sağlar. Dolayısıyla edebiyat, sadece bir estetik zevk kaynağı olmaktan öte, bir tür öz-farkındalık ve dünya algısı geliştirme aracıdır. Bu paragrafın yazarının temel vurgusu aşağıdakilerden hangisidir?
A
Edebi türlerin tarihsel gelişiminin önemi.
B
Edebiyatın sadece toplumsal eleştiri aracı olarak kullanılması.
C
Edebiyatın sadece eğlence amaçlı bir sanat olduğu.
D
Edebiyatın bireyin öz-farkındalığını ve dünya algısını zenginleştirici rolü.
E
Yazarların yaşam öykülerinin eser üzerindeki etkisi.
Soru 6
Mektup, duygu, düşünce veya haberleşme amacıyla yazılan, genellikle belirli bir alıcıya gönderilen kişisel veya resmi yazılı iletişim araçlarından biridir. Edebiyatta mektup türü, yazarların birbirleriyle veya okuyucularıyla kurdukları entelektüel köprüler olarak da işlev görmüştür. Namık Kemal'in mektupları gibi edebi değeri yüksek örnekler, dönemin sosyal ve edebi atmosferini anlamak için önemli birer kaynaktır. Mektuplar, samimi bir üslup taşıyabileceği gibi, resmi bir ton da içerebilir. Yukarıdaki parçaya göre mektupla ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A
Her zaman kişisel bir üslup taşır.
B
Dönemin sosyal ve edebi atmosferini yansıtabilir.
C
Duygu, düşünce veya haberleşme amacıyla yazılır.
D
Edebi bir tür olarak da kullanılabilir.
E
Belirli bir alıcıya gönderilir.
Soru 7
Anı (hatıra), bir kişinin yaşarken tanık olduğu veya bizzat yaşadığı olayları, üzerinden belirli bir zaman geçtikten sonra kaleme aldığı yazı türüdür. Anılarda yazar, genellikle kendi bakış açısıyla olayları değerlendirir ve bunlara duygu ve düşüncelerini de katar. Bu tür, hem bireysel yaşantıları hem de dönemin sosyal ve siyasi atmosferini yansıtması açısından önemli bir belge niteliği taşır. Anılar, okuyucuya geçmişe doğru bir yolculuk yaptırırken, kişisel deneyimlerden evrensel dersler çıkarma imkanı da sunar. Bu parçadan anıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine varılabilir?
A
Geleceğe dair tahminler içerir.
B
Yazarın öznel bakış açısıyla dönemi ve kişisel deneyimleri aktarır.
C
Olaylar yaşanır yaşanmaz hemen kaleme alınır.
D
Sadece başkalarının yaşadığı olayları konu alır.
E
Tamamen nesnel bir anlatıma sahiptir.
Soru 8
Şiir, dilin estetik ve ritmik kullanımıyla duygu, düşünce ve imgelerin yoğun bir biçimde ifade edildiği edebi bir türdür. Kelimeler, alışılmış anlamlarının ötesinde yeni çağrışımlar kazanır ve okuyucunun ya da dinleyicinin iç dünyasında farklı yansımalar uyandırır. Şiirde ölçü, uyak ve ahenk gibi unsurlar önem taşımakla birlikte, modern şiirde bu kurallardan bazen vazgeçildiği de görülür. Şairin amacı, sözcüklerin ve seslerin armonisini kullanarak bir atmosfer yaratmak ve okurda estetik bir haz uyandırmaktır. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A
Tartışma
B
Tanımlama
C
Sayısal Verilerden Yararlanma
D
Örnekleme
E
Karşılaştırma
Soru 9
Divan Edebiyatı, 13. yüzyıldan 19. yüzyılın ortalarına kadar Osmanlı coğrafyasında hüküm süren, Arap ve Fars edebiyatı etkisinde gelişmiş yüksek zümre edebiyatıdır. Bu edebiyatta aşk, sevgili, şarap, din gibi soyut konular işlenir ve genellikle ağır bir dil, zengin mazmunlar (kalıplaşmış benzetmeler) ve aruz ölçüsü kullanılır. Şiirlerde estetik kaygı ön plandadır; şairler maharetlerini göstermek amacıyla sanatsal hünerlere başvurur. Divan edebiyatı, kendine özgü nazım biçimleri (gazel, kaside vb.) ve temalarıyla Türk edebiyatında önemli bir yer tutar. Bu parçada Divan Edebiyatı'nın hangi özelliği üzerinde durulmamıştır?
A
Estetik kaygının ön planda olması.
B
Ağır dil ve aruz ölçüsü kullanılması.
C
Sanatçıların yaşam öykülerinin detayları.
D
Soyut konuları işlemesi.
E
Arap ve Fars edebiyatının etkisi altında oluşması.
Soru 10
Sanat, insanoğlunun duygu, düşünce ve hayal gücünü estetik bir formda ifade etme çabasıdır. Resim, müzik, heykel, edebiyat gibi farklı dalları bulunsa da hepsinin ortak noktası, insan ruhuna hitap etmesi ve bir duygu aktarımı sağlamasıdır. Sanat, yalnızca güzel olanı yaratmakla kalmaz, aynı zamanda toplumsal eleştiri, farkındalık yaratma ve kültürel mirasın korunması gibi önemli işlevleri de yerine getirir. Sanat eserleri, bir dönemin ruhunu, o dönemin insanının kaygılarını ve beklentilerini günümüze taşıyan birer ayna gibidir. Bu parçanın anlatım biçimi için en uygun tanım aşağıdakilerden hangisidir?
A
Tartışma
B
Betimleme
C
Açıklama
D
Karşılaştırma
E
Öyküleme
Soru 11
Roman, yaşamın farklı veçhelerini geniş bir anlatım evreni içinde okuyucuya sunan bir edebi türdür. Toplumsal olaylardan bireysel bunalımlara, tarihi dönemlerden fantastik kurgulara kadar pek çok konuyu ele alabilir. Yazar, kurgusal karakterler ve olaylar aracılığıyla okuyucuyu farklı dünyalara taşırken, aynı zamanda insan doğası ve toplum hakkında derinlemesine gözlemlerini de aktarır. Roman, okuyucunun empati yeteneğini geliştirmenin yanı sıra eleştirel düşünme becerilerini de tetikler. Bu parçadan hareketle romanla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
A
Yazarın kişisel görüşlerini ve gözlemlerini aktarmasına olanak tanır.
B
Çeşitli konuları işleyebilen geniş bir anlatım alanına sahiptir.
C
Eleştirel düşünme becerilerinin gelişiminde rol oynar.
D
Sadece fantastik kurguları konu alarak okuyucuyu eğlendirmeyi amaçlar.
E
Okuyucuyu farklı dünyalara götürerek empati gelişimine katkıda bulunur.
Soru 12
Destanlar, milletlerin tarihi ve kültürel kimliklerinin oluşumunda önemli rol oynayan, olağanüstü olayları ve kahramanlıkları anlatan uzun manzum eserlerdir. Genellikle bir milletin doğuşunu, yayılışını, düşmanlarla mücadelesini ve önemli dönüm noktalarını işlerler. Destanlar, ilk başta sözlü gelenekle kuşaktan kuşağa aktarılır, daha sonra yazıya geçirilerek kalıcı hale gelirler. Bu eserler, milletlerin ortak hafızasını ve değerlerini gelecek nesillere taşır. Bu paragrafta destanların hangi özelliği üzerinde durulmamıştır?
A
Olağanüstü olayları içermesi.
B
Uzun manzum eserler olması.
C
Genellikle nesir şeklinde kaleme alınması.
D
Milletlerin kimlik oluşumundaki rolü.
E
Sözlü gelenekten yazıya geçmesi.
Soru 13
Fıkra (köşe yazısı), güncel bir olay, durum veya toplumsal bir mesele hakkında yazarın kişisel görüşlerini, düşüncelerini ve eleştirilerini dile getirdiği kısa ve özlü yazı türüdür. Fıkralar, genellikle gazete ve dergilerin belli köşelerinde yayımlanır ve okuyucuyu bilgilendirmekten çok, düşündürmeyi ve yorum yapmaya sevk etmeyi amaçlar. Dilin sade ve akıcı kullanıldığı bu türde, bazen mizahi bir dil de tercih edilebilir. Önemli olan, yazarın kendine özgü üslubuyla okuyucu üzerinde bir etki bırakmasıdır. Bu parçaya göre fıkra yazıları için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A
Genellikle gazete ve dergilerde yayımlanır.
B
Mizahi bir dil kullanabilir.
C
Güncel konuları ele alır.
D
Yazarın kişisel görüşlerini yansıtır.
E
Okuyucuyu bilgilendirmeyi temel amaç edinir.
Soru 14
Türk edebiyatının köklü geleneklerinden biri olan halk şiiri, yüzyıllardır Anadolu insanının duygu ve düşüncelerini dile getirmiştir. Aşıklar, saz eşliğinde söyledikleri şiirlerle toplumsal olaylara tanıklık etmiş, aşkı, gurbeti, kahramanlığı ve inançları işlemişlerdir. Bu şiirler, genellikle dörtlükler halinde olup hece ölçüsüyle söylenir. Sözlü gelenek yoluyla günümüze ulaşan halk şiiri, Türkçenin zenginliğini ve ifade gücünü en saf haliyle yansıtır. Bu paragrafın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
A
Halk şiirinin sadece sözlü gelenekle yaşatılması.
B
Anadolu insanının duygularını ifade etme biçimleri.
C
Hece ölçüsünün Türk şiirindeki yeri ve önemi.
D
Aşıkların şiirlerinde işledikleri konuların çeşitliliği.
E
Halk şiirinin Türk edebiyatındaki önemi ve temel özellikleri.
Soru 15
Edebiyat ve toplum arasındaki ilişki, tek yönlü bir etkileşimden ziyade karşılıklı ve dinamik bir süreçtir. Edebiyat, içinde doğduğu toplumun kültürel kodlarını, değerlerini, çatışmalarını ve değişimlerini yansıtırken, aynı zamanda toplumsal dönüşümlere ilham veren, eleştirel bir bakış açısı sunan ve yeni düşüncelerin filizlenmesine zemin hazırlayan bir güç olabilir. Yazar, toplumsal gerçekliği gözlemleyerek eserine taşır ve bu eser de toplumun kendisi üzerinde bir etki bırakır. Böylece edebiyat, sadece bir ayna değil, aynı zamanda bir inşa aracıdır. Bu parçada yazarın temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?
A
Edebiyatın toplumdan tamamen bağımsız olduğunu kanıtlamak.
B
Toplumun edebiyat üzerindeki tek yönlü etkisini vurgulamak.
C
Edebiyatın sadece toplumsal gerçekleri kaydettiğini belirtmek.
D
Edebi eserlerin sadece eleştirel bir fonksiyona sahip olduğunu savunmak.
E
Edebiyat ve toplum arasındaki karşılıklı ve dinamik ilişkiyi açıklamak.
Soru 16
Hikaye (öykü), yaşanmış veya yaşanması mümkün olayları belirli bir plan dahilinde, yer, zaman ve kişi unsurlarına bağlı kalarak anlatan kısa, kurmaca metinlerdir. Romanlara göre daha dar kapsamlı, az karakterli ve tek bir ana olaya odaklanan bir yapıya sahiptir. Türk edebiyatında Batılı anlamda hikayeciliğin gelişimi, Tanzimat Dönemi'nde başlamış ve Ömer Seyfettin gibi ustalarla önemli bir seviyeye ulaşmıştır. Hikaye, okuyucuya bir anlık kesit sunarak derinlemesine bir etki bırakmayı hedefler. Bu paragrafta hikayenin aşağıdaki özelliklerinden hangisi vurgulanmıştır?
A
Sadece eğlence amacı taşıması.
B
Bireysel psikolojiyi romanlardan daha derinlemesine işlemesi.
C
Tarihi olayları konu alması.
D
Sadece Türk edebiyatına özgü bir tür olması.
E
Kısa ve tek ana olaya odaklanmış yapısı.
Soru 17
Tanzimat Dönemi Türk edebiyatı, Batı edebiyatı etkisinde gelişen önemli değişimlerin yaşandığı bir süreçtir. Bu dönemde roman, hikaye, tiyatro gibi Batılı türler edebiyatımıza girmiş, sanatçılar 'toplum için sanat' anlayışıyla eserler vermişlerdir. Dönemin aydınları, edebiyatı bir araç olarak kullanarak toplumu aydınlatmayı, yeni fikirler yaymayı ve çağdaşlaşma çabalarına destek olmayı hedeflemişlerdir. Bu anlayışla, gazete ve dergiler de önemli bir işlev görmüştür. Bu parçadan yola çıkarak Tanzimat Dönemi edebiyatının temel yönelimi için ne söylenebilir?
A
Bireysel konulara odaklanıldığı ve estetiğin ön planda tutulduğu.
B
Dilin sadeleşmesi yerine ağır bir dilin tercih edildiği.
C
Divan edebiyatı geleneğinin aynen devam ettirildiği.
D
Toplumsal fayda sağlamak ve Batılılaşma çabalarını desteklemek.
E
Sadece şiir türünde eserler verildiği.
Soru 18
Metinlerarası ilişki, bir metnin başka bir metinle olan bağlantısı, göndermesi veya etkileşimi olarak tanımlanabilir. Hiçbir metin, boşlukta var olmaz; aksine, daha önce yazılmış diğer metinlerden beslenir, onlarla diyalog kurar ya da onları yeniden yorumlar. Alıntı, gönderme, parodi, pastiş gibi farklı biçimlerde ortaya çıkabilen metinlerarası ilişkiler, eserin anlam katmanlarını zenginleştirir ve okuyucuya metinler arasında gizli köprüler kurma fırsatı sunar. Bu durum, edebi eserlerin çok katmanlılığını ve derinliğini artıran önemli bir özelliktir. Bu parçada 'metinlerarası ilişki' kavramıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi vurgulanmıştır?
A
Metinlerarası ilişkilerin sadece alıntı yapmakla sınırlı olduğu.
B
Edebi eserlerin tek bir anlam taşıdığı.
C
Metinlerin birbirini etkilemesi ve anlamı zenginleştirmesi.
D
Metinlerin sadece bireysel yaratıcılığın ürünü olduğu.
E
Her metnin diğer metinlerden bağımsız olarak anlam kazandığı.
Soru 19
Edebi metinler, sadece okuyucuya estetik bir deneyim sunmakla kalmaz, aynı zamanda dilin işleyişi hakkında da önemli ipuçları taşır. Bir şiirin ritmi, bir romanın cümle yapısı veya bir denemenin sözcük seçimi, dilin farklı katmanlarını ortaya koyar. Bu metinlerin analiz edilmesi, dilbilgisinin soyut kurallarını somut örnekler üzerinden anlamayı sağlar. Bu nedenle, edebiyat dersleri, öğrencilerin anlama ve yorumlama becerilerini geliştirmenin yanı sıra dil bilgisi ve dilin inceliklerini kavramalarına da yardımcı olur. Bu parçada edebiyatın hangi yönü üzerinde durulmaktadır?
A
Yalnızca hayal gücünü geliştirmesi.
B
Dilin işleyişini ve inceliklerini öğretmesi.
C
Sadece estetik bir haz vermesi.
D
Tarihi olayları belgelemesi.
E
Toplumsal sorunlara çözüm üretmesi.
Soru 20
Edebiyat, insanın duygu ve düşüncelerini, estetik bir biçimde dil aracılığıyla ifade etme sanatıdır. Yazınsal metinler, okuyucuya sadece bilgi vermekle kalmaz, aynı zamanda estetik bir haz sunar, farklı bakış açıları kazandırır ve insan yaşamının derinliklerine inme fırsatı verir. Edebiyat, bir toplumun aynası olduğu gibi, o toplumun değerlerini, inançlarını ve kültürel birikimini de gelecek nesillere aktaran önemli bir köprüdür. Bu nedenle edebiyat, sadece bir ders konusu olmaktan öte, yaşamın anlamlandırılmasında temel bir role sahiptir. Paragrafın ana fikri aşağıdakilerden hangisidir?
A
Yazınsal metinlerin sadece bilgi verme amacı taşıdığı.
B
Dilin estetik kullanımının önemi.
C
Edebiyatın sadece bir ders konusu olduğu.
D
Edebiyatın estetik değeri ve toplumsal işlevleri.
E
Bir toplumun değerlerinin sadece edebiyatla aktarıldığı.
Soru 21
Masallar, genellikle olağanüstü olayların ve karakterlerin yer aldığı, sözlü gelenek yoluyla nesilden nesile aktarılan anlatı türleridir. İnsanları eğlendirme, onlara öğüt verme ve hayal güçlerini geliştirme gibi önemli işlevlere sahiptirler. Masallarda iyilik-kötülük, doğru-yanlış gibi evrensel temalar işlenir ve genellikle iyiler kazanırken kötüler cezalandırılır. Bu özellikleriyle masallar, çocukların ahlaki değerleri öğrenmesinde ve kültürel mirasın aktarılmasında kilit bir rol oynar. Bu paragrafta masalların hangi yönüne değinilmemiştir?
A
Sözlü gelenekle aktarılmasına
B
Yazılı edebiyattaki ilk örneklerine
C
Olağanüstü unsurlar içermesine
D
Evrensel temaları işlemesine
E
Eğlendirme ve öğüt verme işlevine
21
soru